BESAİRU'L-KUR'AN TEFSİRİ (17 CİLT) BESAİR'UL- EHADİS (3 CİLT)
  Giriş Sayfası Yap       Sık Kullanılanlara Ekle
BİR AYET VE YORUMU (43) Ekleme : 16 Nisan 2013 Salı
Bu yazı 481 defa okunmuştur.

“Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarf ederler.”(Şura 38)

Rablerine icabet ederler, Rablerinin çağrısına koşarlar. Sadece Rablerinin davetine ica-bet eder, sadece Rablerini dinlemeye, sadece Rablerinin çektiği yere gitmeye, sadece O’nun arzularını gerçekleştirmeye, sadece O’nun yasalarını uygulamaya koşarlar. Rablerinin kendilerini çağırdığı imana, teslimiyete, kulluğa, Kur’ana, sünnete icabet ederler. İşte bu icabetlerinin gereği olarak da namazı ikame eder, namazı ayağa kaldırırlar. Namazın önündeki tüm engelleri kaldırır, çevrelerine namaz eğitimi verir, namaz konusunda emr-i bi’l ma’ruf yaparlar. Öyleyse bizler de Namazı ikame edeceğiz. Namazın ikamesini şöyle anlıyoruz: Namazı ikame etmek, namazı aya-ğa kaldırmak, namaz ortamı hazırlamak demektir. Namazın önündeki engelleri kaldırmak için mücadele vermek, namaz için emr-i bi’l ma’ruf yapmak, insanlara namaz eğitimi vermek ve na-mazı hayat programının odak noktası haline getirmek demektir. Hayat programının içine sıkış-tırılmış bir namaz ya da namaza yer bırakmayacak bir hayat programı değil, namaza göre ayar-lanmış bir hayat programını gerçekleştirmenin uğraşı içine girmek demektir. Öyleyse ikame ede-ceğimiz bir namazla dinimizin direğini dikmemiz emrediliyor ayet-i kerimede. Yani öyle bir namaz kılacağız ki, kıldığımız bu namaz hayatımıza hakim bir namaz, tüm hayatımızı düzenleyen bir namaz olacaktır. Değilse başka hadislerden ve ayetlerden öğreniyoruz ki, hayata etkili olmayan, hayatı düzenleme konusunda varlığından söz edilemeyen bir namaz, Allah’ın istediği bir namaz değildir. Yine Rabblerinin emirlerine teslim ve icabetleri gereği: 

Bir de onların işleri kendi aralarında şûrâ, danışma iledir. O mü’minler kendi işlerini kendi aralarında hallederler. Problemlerini kendi kendilerine çözerler. İşlerini başkalarına havale et-mezler. Kendileri gibi inanmayanları, kendileri gibi Rabblerine teslim olmayanları, Rablerinin da-vetine icabet etmeyenleri asla kendileri adına karar alacak velayet makamına getirmezler. Çünkü onlar, kâfir ve müşriklerin esareti altında bir hayata asla razı olmaz, onların yasalarını uygula-maya koymazlar. Ama gerek şahıslarını, gerekse toplumu ilgilendiren konularda da bağımsız davranarak kendi başlarına karar vermezler. Çünkü onlar dağınık ve parça parça değildirler. 

Ayetin bu ifadesinden de anlaşılıyor ki şûrâ, istişâre, İslâm toplumunun vazgeçilmez bir özelliğidir. İslâm toplumunda şûrâsız, istişâresiz iş yapmak, Rabbimizin emrini çiğnemek anlamı-na gelmektedir. Allah’ın Resulü, Rabbimizin bizzat şahsına hitap eden bu ayet gereği sürekli as-habıyla istişâre ederdi. Çünkü bir mesele İslâm toplumunu ilgilendiriyorsa, o konuda bir kişinin tek başına karar vermesi, ümmetin diğer üyelerine karşı işlenmiş bir haksızlıktır. O konuda en âdil, en doğru karara varabilmenin yolu, o konuda bilgi sahibi kimselerle istişâre etmektir. 

İstişâre eden kişi en az hata eder. Yaptığı işlerin hiçbirisinde yalnız ve yardımcısız kal-maz. Ama istişâre etmeyen kişi, hem çok hata eder, hem de yapacağı işlerde hep yalnız kalır. Çünkü Müslümanların desteğini almadan, onayını almadan bir işe başlayan kişinin, başladığı işin sorumluluğunu hiç kimse üzerine almayacaktır. Neden? Çünkü o işe birlikte karar vermemiş-lerdir. “Bize mi danıştı, yapmasaydı” diyerek insanlar onu yalnız bırakacaklardır. Öyleyse hiçbir konuda kendimizi putlaştırmayalım, kendi görüşümüzü, kendi anlayışımızı temel kabul etmeye-lim, bildiğimiz konu bile olsa, çevremizdeki Müslüman kardeşlerimizle istişâre edelim ki o konuda Müslümanların desteğini hep yanımızda bulalım inşallah. “Mü’minlerin işleri kendi aralarında şûra iledir.” İdareleri şûraya dayanır. Ashab-ı kiram Resulullaha, Resulullahın uygulamasını bi-lenlere soruyor, işlerini, problemlerini, kitap ve sünnete havale ediyorlardı. Kitap ve sünnete bağ-lı bir hayat yaşıyorlardı. Öyleyse bizler de problemlerimizi kitaba ve sünnete soracağız, kitap ve sünnete müracaat edeceğiz, kitap ve sünneti bilen-lere danışarak bir hayat yaşayacağız inşal-lah. İşte bu, mü’minlerin vazgeçilmez özelliklerindendir. 

Ali Küçük


 

 



Geri

SPONSOR
E-BÜLTEN ÜYELİĞİ
Ad Soyad :
E-mail :
»
Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen üye olunuz.
KUR'AN-I KERİM
Kur'an-ı Kerim'in tamamının arapça metnine sayfa ve cüz numaralarını girerek veya sure adını seçerek ulaşabilirsiniz.
GÜNÜN AYETİ
Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.(18/Kehf/7)
GÜNÜN HADİSİ
Bir kimse din kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine haber versin.
GÜNÜN DUASI

Rabbimiz! Geçmiş için manasız üzülmekten, gelecek için lüzümsuz kaygılanmaktan bizi muhafaza eyle! Bu günümüzü dünlerin hüzünlerine ve yarınların endişelerine galip getirme! Bu günümüzü deli dolu değil, dolu dolu yaşamayı nasip eyle! 

ESMÂÜ'L- HÜSNA
EL - VÂRİS (C.C.)
Mahlukat yok olduktan sonra, diri kalacak olup ebedi olan.
Twitter Vimeo Facebook
ZİYARETÇİ DEFTERİ
Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak için ziyaretçi defterini kullanabilirsiniz.
Deftere Yaz / Oku
ZİYARETÇİ SAYILARI
Online Bugün Toplam
1 14 1138193
Kuran-ı Kerim Dinle Kuran-ı Kerim Oku Görüntülü Hatim Hadis Usulü Hadis Terimleri Hadis Literatürü Sesli Hadisler Seçme Hadisler
Anasayfa   |   Hayatı   |   Kitapları   |   Yazıları   |   Sesli Tefsir Dersleri   |   Görüntülü Tefsir Dersleri   |   Sesli Hadis Dersleri   |   Görüntülü Hadis Dersleri   |   Ziyaretçi Defteri   |   Sipariş   |   İletişim